
Biyoçeşitlilik kaybı, Dünya Ekonomik Forumu'nun küresel risk değerlendirmelerinde sürekli olarak üst sıralarda yer alan sistemik bir tehdittir. ESRS E4, CSRD kapsamındaki şirketlerin biyoçeşitlilik ve ekosistemler üzerindeki etkileri ile bu konulardaki risklerini raporlamasını zorunlu kılan en yeni ve en karmaşık çevresel standarttır. Bu rehber, ESRS E4'ün gereksinimlerini, metodolojilerini ve uygulama yaklaşımlarını kapsamlı biçimde ele almaktadır.
Doğanın ekonomik değeri, gıda güvenliği, temiz su, iklim düzenlemesi ve hammadde temini açısından muazzamdır. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre global GSYİH'nin yaklaşık %50'si doğa hizmetlerine orta ya da yüksek düzeyde bağımlıdır. Biyoçeşitlilik kaybı bu hizmetlerin bozulmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Kurumsal açıdan biyoçeşitlilik; hammadde erişimi, üretim süreçlerine bağımlı ekosistem hizmetleri, regülasyon riskleri ve artan yatırımcı beklentileri üzerinden finansal önemlilik taşımaktadır.
ESRS E4, beş temel açıklama gereksinimine dayanmaktadır:
Şirketin biyoçeşitlilik taahhütleri, uluslararası çerçevelerle (Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, CBD - Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi) uyum politikaları ve ekolojik açıdan hassas alanlardaki faaliyetlere yönelik politikalar raporlanır.
Biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkileri azaltmak veya restore etmek için uygulanan eylemler ve bunlara ayrılan finansal kaynaklar açıklanır.
Arazi kullanımı, ESRS E4'ün en nicel boyutunu oluşturmaktadır. Raporlanması gereken veriler şunlardır:
Tatlı su ve deniz ekosistemlerine yönelik etkiler; su deşarjlarının ekosistem kalitesi üzerindeki etkileri, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği pratikleri ve kıyı arazi kullanımı.
Tür çeşitliliği üzerindeki baskılar ve ekosistem hizmetlerinin değişimi mümkün olduğunca nicel olarak ifade edilmelidir.
Doğayla İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (Taskforce on Nature-related Financial Disclosures - TNFD), 2023 yılında gönüllü doğa riski raporlama çerçevesini yayımlamıştır. ESRS E4 ile TNFD arasında metodolojik açıdan güçlü bir uyum mevcuttur.
TNFD'nin LEAP (Locate, Evaluate, Assess, Prepare) metodolojisi, ESRS E4 hazırlığında pratik bir çerçeve sunar:
L - Locate (Konumlandır): Şirketin operasyonlarının ve değer zincirinin doğayla kesişim noktaları belirlenir. Biyoçeşitlilik açısından hassas alanlarla (KBA - Key Biodiversity Areas, Ramsar alanları, UNESCO Doğal Miras alanları) yakınlık analiz edilir.
E - Evaluate (Değerlendir): Belirlenen konumlarda doğa bağımlılıkları ve etkiler değerlendirilir. Ekosistem hizmetleri değerlendirmesi (provisioning, regulating, cultural services) yapılır.
A - Assess (Analiz Et): Doğayla ilgili riskler ve fırsatlar finansal boyutuyla analiz edilir. Fiziksel riskler (ekosistem çöküşü), geçiş riskleri (biyoçeşitlilik regülasyonları) ve sistemik riskler değerlendirilir.
P - Prepare (Hazırlan): Bulgular raporlamaya dönüştürülür ve yönetim süreçlerine entegre edilir.
ESRS E4 kapsamında şirketlerin operasyonlarının ve tedarik zincirlerinin biyoçeşitlilik açısından hassas alanlarla ilişkisini değerlendirmesi gerekmektedir.
Türkiye, 42 Ramsar alanı ve zengin endemik tür çeşitliliğiyle önemli bir biyoçeşitlilik ülkesidir. Türkiye'de faaliyet gösteren veya Türkiye'den hammadde tedarik eden şirketler bu haritayı dikkatle analiz etmelidir.
Biyoçeşitlilik etkisinin nicelleştirilmesi için çeşitli metodolojiler mevcuttur:
MSA (Mean Species Abundance): Referans durumdaki ortalama tür bolluğuna kıyasla mevcut tür bolluğunu ölçer. GLOBIO modeli bu yaklaşımı kullanır.
PDF (Potentially Disappeared Fraction): Birim alanda potansiyel olarak yok olan tür fraksiyonu. LCA tabanlı biyoçeşitlilik değerlendirmelerinde yaygın kullanılır.
BII (Biodiversity Intactness Index): Bir bölgedeki biyoçeşitlilik bütünlüğünü yüzde olarak ifade eder.
Yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA), biyoçeşitlilik etkisi hesaplamalarında temel metodolojik araç olarak kullanılabilir.
Farklı sektörler farklı biyoçeşitlilik baskı türlerine yol açmaktadır:
| Sektör | Temel Biyoçeşitlilik Baskısı |
|---|---|
| Tarım ve gıda | Arazi kullanım değişimi, pestisit, sulama |
| Ormancılık ve kağıt | Ormansızlaşma, habitat parçalanması |
| Madencilik | Doğrudan habitat tahribi, su kirliliği |
| İnşaat ve altyapı | Arazi kullanım değişimi, habitat koridorları |
| Balıkçılık | Aşırı avlanma, habitat bozulması |
| Tekstil | Su kirliliği, pamuk tarımı etkileri |
| Enerji (konvansiyonel) | Arazi kullanımı, su kullanımı |
2022'de Montreal'de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, iş dünyası için bağlayıcı olmayan ancak regülasyon trendlerini şekillendiren önemli bir referans noktasıdır.
"30x30" hedefi (2030 yılına kadar karasal ve deniz alanlarının %30'unun korunması), arazi kullanımı yoğun sektörlerde düzenleyici risk artışına işaret etmektedir. ESRS E4 raporlaması, şirketlerin bu hedefle uyumunu değerlendirmeyi kolaylaştırmaktadır.
ESRS E4, etkilerin yönetilmesinde "azaltım hiyerarşisi" (mitigation hierarchy) ilkesini benimser:
"Doğa pozitif" (nature positive) kavramı, 2030 yılına kadar biyoçeşitlilik kaybını durdurmayı ve 2050 yılına kadar biyoçeşitlilik seviyelerini iyileştirmeyi hedefleyen kurumsal taahhütler anlamına gelmektedir.
Özellikle gıda, tarım, tekstil ve ormancılık sektörlerinde tedarik zinciri kaynaklı biyoçeşitlilik riskleri kritik önem taşımaktadır. AB Ormansızlaşma Tüzüğü (EUDR), belirli ürünlerin (soya, palmiye yağı, sığır eti, kakao, kahve, ahşap, kauçuk) ormansızlaşmayla ilişkili olmadığını belgelemeyi zorunlu kılmaktadır.
Tüm operasyonel alanların koordinatları çıkarılır ve WRI Biodiversity Risk Filter, IBAT (Integrated Biodiversity Assessment Tool) veya IUCN veritabanları kullanılarak hassas alan analizi yapılır.
Tedarikçi coğrafyaları belirlenerek biyoçeşitlilik riski yüksek bölgeler tespit edilir.
Ekosistem hizmetlerine bağımlılık ve faaliyetlerin ekosistemler üzerindeki etkileri değerlendirilir.
Sektöre ve operasyonel bağlama uygun, ölçülebilir biyoçeşitlilik hedefleri belirlenir.
ESRS E4 hangi şirketler için önemlilik taşır? Tarım, gıda, tekstil, madencilik, inşaat, enerji ve balıkçılık sektörlerindeki şirketler için yüksek olasılıkla önemlilik taşır. Hizmet sektörü şirketleri de değer zinciri kaynaklı riskler nedeniyle değerlendirme yapmalıdır.
Biyoçeşitlilik etkisini ölçmek için hangi araçlar kullanılabilir? GLOBIO, PREDICTS, ReCiPe (LCA tabanlı), IBAT, IUCN Red List API ve WRI Biodiversity Risk Filter temel araçlardandır.
ESRS E4 ve EUDR (AB Ormansızlaşma Tüzüğü) arasındaki ilişki nedir? EUDR, belirli tarımsal ürünler için ormansızlaşma kanıtı talep ederken ESRS E4 daha geniş kapsamlı biyoçeşitlilik etkisi raporlaması gerektirmektedir. Her iki yükümlülüğü birlikte karşılayan entegre bir veri toplama sistemi verimlilik sağlar.
"Biyoçeşitlilik ayak izi" hesaplaması nasıl yapılır? MSA veya PDF tabanlı metodolojiler kullanılarak arazi kullanım türü, yoğunluğu ve hassas alan yakınlığına göre etki skoru hesaplanır. Bu alanda henüz tek bir standart metodoloji olmadığından metodoloji seçimi ve şeffaflığı kritik önem taşır.
ESRS E4, biyoçeşitlilik konusundaki kurumsal şeffaflığı ve hesap verebilirliği köklü biçimde artırmaktadır. Henüz metodolojilerin olgunlaşmadığı bu alanda erken adım atan şirketler, sektörde lider konumuna geçme ve yatırımcı güvenini pekiştirme fırsatı yakalamaktadır.
CarbonEmit, ESRS E4 uyumluluğu için biyoçeşitlilik ayak izi haritalama, değer zinciri risk analizi ve TNFD hazırlığı konularında danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. carbonemit.com üzerinden bize ulaşın.
İlgili Makaleler:

CSRD (Corporate Sustainability Reporting Directive) nedir? ESRS standartları, çifte önemlilik, CBAM ile ilişkisi ve Türk ihracatçılar için hazırlık rehberi.
Devamını oku
ESRS standartları nelerdir, kaç tanedir, nasıl uygulanır? 12 zorunlu standartın kapsamlı özeti ve CSRD raporlaması için adım adım rehber.
Devamını oku
ESRS E1 kapsamında iklim değişikliği raporlaması nasıl yapılır? Scope 1-2-3 emisyonlar, iklim geçiş planı, fiziksel riskler ve gerekli veri noktaları rehberi.
Devamını okuCBAM raporlama, emisyon hesaplama ve sürdürülebilirlik yönetimi için CarbonEmit platformunu keşfedin.
CarbonEmit'i Keşfedin