
Karbon kaçağı (carbon leakage), bir ülke ya da bölgenin iklim politikası nedeniyle sıkılaşan karbon düzenlemelerinin, karbon yoğun üretimin daha az düzenlenmiş başka coğrafyalara kaymasına yol açması durumunu ifade eder.
Bu süreç iki farklı biçimde gerçekleşebilir:
Doğrudan karbon kaçağı: Karbon yoğun üretim tesislerinin karbon maliyetleri düşük ülkelere taşınması.
Dolaylı karbon kaçağı: Sıkı karbon politikası uygulayan ülkelerdeki üreticilerin pazar payı kaybetmesi, bu payın karbon yoğun rakiplere geçmesi.
Her iki durumda da küresel toplam emisyonlar azalmaz, yalnızca coğrafi dağılım değişir. Üstelik üretimin gevşek düzenlemeli ülkelere kayması, zaman zaman küresel emisyonların artmasına bile neden olabilir.
CBAM'ın (Carbon Border Adjustment Mechanism / Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) varlık nedeni tam da bu sorunla mücadeledir.
AB, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile karbon yoğun sektörlere önemli bir maliyet yükü getirmiştir. Karbon fiyatı yükseldikçe, özellikle çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi enerji yoğun sektörlerde şu risk ortaya çıkar:
"AB'de üretmek pahalı hale geldi. Neden Türkiye'de, Çin'de ya da Hindistan'da üretip AB'ye ihraç etmeyelim?"
Eğer bu mantık yaygınlaşırsa:
Bu döngü hem çevresel hem de ekonomik açıdan ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
CBAM'ın çalışma mantığını bir cümleyle özetlemek gerekirse:
"AB'de üretilen ürün ne kadar karbon maliyeti taşıyorsa, AB'ye ithal edilen benzer ürün de aynı karbon maliyetini taşımalıdır."
Bu eşitleme iki mekanizma üzerinden sağlanır:
İthal edilen ürünün üretim sürecinde ortaya çıkan emisyonlar (gömülü emisyonlar / embedded emissions) hesaplanır. Bu hesaplamada hem doğrudan emisyonlar (yakıt kullanımı, proses emisyonları) hem de bazı ürünlerde dolaylı emisyonlar (elektrik üretiminden kaynaklananlar) dikkate alınır.
Gömülü emisyon hesaplama yöntemlerini CBAM embedded emissions hesaplama yazısında detaylı bulabilirsiniz.
Hesaplanan gömülü emisyon miktarı kadar CBAM sertifikası satın alınması gerekir. Bu sertifikaların fiyatı, AB ETS karbon fiyatıyla bağlantılıdır.
Sonuç olarak:
Karbon kaçağı teşviki ortadan kalkmış olur.
AB, hangi sektörlerin yüksek karbon kaçağı riski taşıdığını belirlemek için her yıl "karbon kaçağı riski listesi" (carbon leakage list) yayımlamaktadır. CBAM kapsamındaki ürünler bu listenin en yüksek riskli bölümünden seçilmiştir:
| Sektör | Karbon Kaçağı Riski Neden Yüksek? |
|---|---|
| Çelik ve demir | Yüksek enerji yoğunluğu, küresel ticaret hacmi büyüklüğü |
| Alüminyum | Elektrik yoğun üretim, küresel fiyat rekabeti |
| Çimento | Taşıma maliyeti nedeniyle yerel üretim avantajlı; ancak ithalat baskısı da var |
| Gübre | Doğal gaz yoğun üretim, küresel fiyat dalgalanmaları |
| Elektrik | Sınır ötesi elektrik akışı doğrudan karbon kaçağı kanalı |
| Hidrojen | Üretim yöntemi kritik; yeşil/gri hidrojen fiyat farkı |
Şu ana kadar AB, karbon kaçağı riskini azaltmak için bir başka araçtan da yararlanmıştır: Ücretsiz ETS tahsisatları (free allowances).
Bu sistem kapsamında, yüksek karbon kaçağı riski taşıyan sektörlerdeki AB üreticileri, ETS tahsisatlarının bir bölümünü ücretsiz almaktaydı. Bu sayede karbon maliyeti kısmen sübvanse ediliyordu.
CBAM devreye girdikçe ücretsiz tahsisatlar kademeli olarak azaltılmaktadır. Bu süreç şu takvime göre işlemektedir:
| Yıl | CBAM CSCF (Kapsam Faktörü) | Ücretsiz Tahsisat Oranı |
|---|---|---|
| 2026 | %97,5 | %97,5 (azalıyor) |
| 2027 | %95 | %95 |
| 2028 | %90 | %90 |
| 2029 | %77,5 | %77,5 |
| 2030 | %51,5 | %51,5 |
| 2031 | %39 | %39 |
| 2032 | %26,5 | %26,5 |
| 2033 | %14 | %14 |
| 2034 | %0 | %0 |
Bu tablo, neden CBAM'ın 2026-2034 arasında giderek daha kritik hale geleceğini açıkça göstermektedir. CBAM ve CSCF-ETS ilişkisi yazısında bu geçiş sürecini daha ayrıntılı ele alıyoruz.
CBAM'ın karbon kaçağını önleme etkinliği konusunda hem savunucular hem de eleştirmenler haklı noktalara sahiptir.
Fiyat sinyali net: Artık karbon maliyeti sadece AB üreticisinin değil, ihracatçının da problemidir. Bu durum ihracatçı ülkelerde emisyon azaltım yatırımlarını teşvik eder.
ETS ücretsiz tahsisat deformasyonunu düzeltiyor: Ücretsiz tahsisatlar, AB üreticisinin hem piyasada hem de hukuki açıdan muğlak bir konumda kalmasına yol açıyordu. CBAM bu çarpıklığı gideriyor.
Üçüncü ülkelerde karbon fiyatlandırmayı teşvik ediyor: Türkiye gibi ülkeler, CBAM'ın mahsuplaştırma mekanizmasından yararlanabilmek için kendi ETS sistemlerini kurma yoluna gitmektedir.
Kapsam henüz sınırlı: CBAM yalnızca altı sektörü kapsıyor. Kapsamı dışındaki sektörlerde karbon kaçağı riski devam ediyor.
Değer zinciri emisyonları görmezden geliniyor: CBAM yalnızca doğrudan üretim emisyonlarını kapsamaktadır. Değer zincirinin geri kalanı (lojistik, hizmetler vb.) kapsam dışındadır.
WTO uyumu tartışmalı: Bazı ticaret ortakları CBAM'ın Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla çelişip çelişmediğini sorgulamaktadır.
Küçük gelişmekte olan ülkelere orantısız yük: Büyük çelik ihracatçısı ülkelere yönelik etki hesaplanabilirken küçük üreticiler için uyum kapasitesi gelişmeden gelen rekabetçi baskı sorun yaratmaktadır.
Türkiye, AB'nin önemli bir çelik, alüminyum ve gübre ihracatçısıdır. CBAM'ın tam uygulamaya geçmesiyle birlikte Türk ihracatçıların karşı karşıya kalacağı ek maliyet yükü sektöre göre önemli farklılıklar göstermektedir.
Türkiye'nin pozisyonu açısından dikkat çekici iki faktör vardır:
Türkiye'nin karbon yoğunluğu: Türkiye'nin elektrik şebekesi henüz oldukça karbon yoğundur (yaklaşık 0.45-0.47 tCO2/MWh). Bu, özellikle elektrik tüketimi yüksek olan alüminyum üretiminde dolaylı emisyonların yüksek çıkmasına neden olmaktadır.
Türkiye ETS süreci: Türkiye'nin kendi ETS'sini kurması, hem karbon kaçağı riskini azaltacak hem de CBAM mahsuplaştırma mekanizmasından yararlanma kapısını açacaktır.
Şu an için en etkili strateji, ihraç edilen ürünlerin gömülü emisyon yoğunluğunu düşürmektir. CBAM maliyet düşürme stratejileri yazısında bu konuyu ayrıntılı ele alıyoruz.
Karbon kaçağı gerçekten oldu mu, yoksa teorik bir risk mi?
Karbon kaçağının teorik temeli güçlüdür ve ampirik çalışmalar risk varlığını doğrulamaktadır. AB ETS'nin ilk dönemlerinde bazı sektörlerde üretim kaymaları gözlemlenmiştir. Ancak kaçağın tam boyutunu ölçmek metodolojik açıdan güçtür.
CBAM olmadan AB iklim hedefleri gerçekleşebilir miydi?
Tartışmalı bir sorudur. CBAM olmadan ETS'nin sıkılaşması karbon kaçağını hızlandırabilir ve AB'nin küresel emisyonları düşürme katkısını sınırlardı. CBAM bu riski azaltarak AB'nin iklim politikasının fiili etkinliğini artırmaktadır.
Karbon kaçağı listesindeki sektörler CBAM kapsamıyla aynı mı?
Büyük ölçüde örtüşmektedir ancak birebir aynı değildir. Karbon kaçağı listesi daha geniş bir sektör yelpazesini kapsamaktadır. CBAM, bu listenin en yüksek riskli ve ölçülebilir ürünleriyle başlamaktadır.
CBAM kapsam genişledikçe karbon kaçağı riski daha da azalır mı?
Teoride evet. Kapsam genişledikçe karbon kaçağı kanalları daralır. Ancak kapsam dışında kalan sektörler hâlâ risk yaratmaya devam eder.
CBAM, karbon kaçağı sorununa yönelik şimdiye kadar tasarlanmış en kapsamlı politika araçlarından biridir. Ürün bazlı gömülü emisyon muhasebesi ve ETS fiyatıyla ilişkili sertifika mekanizması sayesinde, AB'nin karbon politikasının etkisi artık yalnızca kendi sınırları içiyle değil, ithal ettiği ürünlerin üretim süreçleriyle de ilgilidir.
Türkiye ve diğer ihracatçı ülkeler açısından bakıldığında, CBAM hem bir uyum yükümlülüğü hem de emisyon yoğunluğunu azaltmaya yönelik güçlü bir teşvik mekanizmasıdır.
CBAM sürecinizi etkin yönetmek için CarbonEmit'i keşfedin.

CBAM kesin dönem 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. İhracatçı firmalar için CBAM sertifikası, emisyon doğrulama ve raporlama yükümlülüklerini öğrenin.
Devamını oku
CBAM sertifikası fiyatı nasıl belirlenir? AB ETS bağlantısı, haftalık ortalama hesabı ve ihracatçı firmalar için maliyet tahmini rehberi.
Devamını oku
CBAM demir-çelik sektörünü nasıl etkiliyor? Gömülü emisyon hesabı, CN kodları, Türkiye çelik ihracatı için maliyet analizi ve stratejik uyum rehberi.
Devamını okuCBAM raporlama, emisyon hesaplama ve sürdürülebilirlik yönetimi için CarbonEmit platformunu keşfedin.
CarbonEmit'i Keşfedin